Beş Duyuyu Biliyorsunuz, İşte Bilmediğiniz Dördü

bes duyu

Vücudumuz düşündüğümüzden daha fazla duyuya sahip. Hayatta kalmamız için çok önemli olan birkaç tane daha.”

Görme, koklama, duyma, dokunma ve tatma. Herkes beş duyu organını bilir. Duyularımız olmadan müzik dinleyemez, resim yapamaz, yemek yemekten zevk alamazdık.

Duyular söz konusu olduğunda bilinen beş duyumuzun yanı sıra beynimizin görsel korteksinde çok daha fazlasına sahip olduğumuzu görürüz. Vücudumuzun içindeki ve dışındaki dünya hakkında bize sürekli bilgi aktaran bir takım duyular vardır. Bu duyular, açlığı ve karbondioksiti tespit ediyor, kollarımızın ve bacaklarımızın nerede olduklarını söylüyorlar. Beş duyu organımızla gün batımını seyredebilir, gülleri koklayabilir ve en sevdiğimiz şarkıları dinleyebiliriz ancak arka planda çalışan diğer temel duyularımız olmasa, muhtemelen hayatta kalamayız.

 

Uzuvlarımızı Hissetme

Başımızı, kulağımızı ya da burnumuzu kaşımak gibi eylemleri düşünmeden yaparız. Bunların hepsi uzuvlarımızın nerede olduklarını ve onlara bakmadan nasıl kontrol edebileceğimizi söyleyen propriyosepsiyonlar (iç algılar) sayesindedir. Bu pratik algılama, hedefe isabet alarak top atabilmemizi, yola bakarken direksiyonu kontrol edebilmemizi sağlar.

Bu duyu, eklemlerimizde, kaslarımızda ve tendonlarımızda bulunan propriyoseptörler adı verilen küçük duyusal reseptörler tarafından algılanır. Hareket etme ve vücut pozisyonundan sorumludurlar. Propriyoseptörler uzuvlarımız üzerinde ne kadar baskı, gerilme ve yük bulunduğunu tespit ederler ve bu bilgiyi beynimize gönderirler. An be an gelen bu bilgileri beynimiz işler ve bedenimizin hangi uzvu vücudumuzun hangi parçasıyla ilişki içerisinde olduğunu saptar. Hareketlerimizi koordine etmek için önemlidir. Herhangi bir yere yürümek istediğinizde gözlerinizle ayaklarınızı takip etmek zorunda olduğunuzu düşünsenize, ne kadar da zor olurdu.

Propriyosepsiyon, yürüyebilmemizi sağlayan tek duyu algımız değildir. Diğer bir kilit oyuncu denge veya dengeyi algılayan ‘equilibrioception’ denilen denge algımızdır. Ayakta devrilmeden durabilmemizi, yürüyebilmemizi ve hareket edebilmemizi sağlar.

 

 

Denge duyumuz iç kulak sistemimize bağlıdır. İç kulağın içerisinde dairesel kanallarda dengemizi sabitleyen sıvı akıntısı vardır. Başımızı aşağı yukarı salladığımızda, sağa sola çevirdiğimizde bu sıvı her biri belirli bir yön duyusunu algılayan üç kanalın birine doğru akar. Bu sıvı beynin başımızın konumunu, yönünü ve hareketini yönetmesine yardımcı olur. Beynimiz, görsel ve propriyoseptif sistemlerden gelen girdileri kullanarak, vücudumuzdaki kaslarımıza nasıl dik durmaları ve ağırlığımızı eşit şekilde dağıtmaları gerektiğini söyleyen mesajlar gönderir.

 

İç Güdülerimiz

Propriyosepsiyon ve denge algımız, dışarıdaki dünyayı yönlendirmemize yardımcı olurken, içerideki dünyamızı da bildiren iç duyularımız vardır. Muhtemelen en bariz olanı açlık hissimizdir. Vücudumuz, midemizde ki yiyecekler azaldığında, ‘ghrelin’ adlı bir hormon üretmeye başlar. Bu hormon, beynin açlığı uyaran nöronları aktive ettiği ‘hipotalamus’ adı verilen bölgesine gider. Yiyeceksiz ne kadar dayanırsak, ‘ghrelin’ seviyemiz o kadar fazla yükselir. Yemek yedikten sonra, bu seviye düşer ve insülin ve leptin gibi kan şekerini kontrol eden ve tokluk hissi veren hormonlar devreye girerek ne kadar miktarda yemek yiyeceğimizi belirler.

Vücudumuzda yeteri kadar olmayan şeylerin haberini veren açlık gibi duyular olduğu gibi gereğinden fazla şeylerin de haberini veren duyularımız vardır.

Solunum yoluyla vücudumuzda ki CO2’den kurtuluruz, spor sırasında aşırı nefes alıp vermek karbondioksit seviyelerimizin çok düşmesine neden olabilir. CO2 seviyemiz düştüğünde başımız döner, aklımız bulanıklaşır ve kalp çarpıntısı yaşamaya başlarız. Tam tersi nefes almayı zorlaştıran anksiyete atakları gibi durumlar da CO2 seviyelerimizin yükselmesine sebep olur. Çok yükseldiği zaman, dengemizi kaybetmeye, baş ağrısı hissetmeye ve uyuklamaya başlarız. Bu iki durumda kandaki yüksek ve düşük seviyelerde kimyasalları algılayan ve bunlara yanıt veren kemoreseptörler adı verilen duyusal hücreler beyine sinyaller gönderir. Vücudumuza soluk alıp vermesini ve fazla CO2’yi atmasını ya da çok fazla kaybetmemek için yavaşlamasını söyler.

 

Manyetik Alan Duyusu

Açlık ve denge duyusal sistemimizin tartışılmaz unsurları olsa da, şu an bilim adamlarının gündeminde yepyeni başka bir tartışma var. Bazı araştırmacılara göre insanlar manyetik alanları algılayabilir.

Araştırmacılar, yıllarca manyetik alanları tespit etme yeteneği olan magnetoresepsiyon algısının yalnızca göçmen kuşlarda, balıklarda ve diğer birkaç hayvanda var olduğunu düşündüler. Bir grup araştırmacı, 2019 yılının Mart ayında eNeuro dergisinde insanın manyetik alanı algılaması hakkında bir bildiri yayınladı.

Çalışmalarında, katılımcıları küçük ve insan yapımı manyetik alanla çevrili bir odaya yerleştirdiler. Bir EEG makinesiyle beyinlerinin elektriksel aktivitelerinin nasıl tepki verdiğini izlediler. Sonuç olarak katılımcılarda, görme ve duyma gibi diğer duyularımıza verdiğimiz tepkiye benzeyen beyin aktiviteleri gördüler.

Bu araştırma, beyinlerimizin manyetik alanlara bir şekilde yanıt verdiğini ancak bunun tam olarak ne anlama geldiğinin belirsiz olduğunu gösterir. Araştırmacıların bazıları, insanlarda manyetik algısını ortaya çıkarmak için atılan ilk adım olduğunu düşünür, bazıları ise bundan pek de emin değildir. Bu çalışma oldukça yakın bir zamanda ortaya çıktığından dolayı henüz hiç kimse sonuçlar üzerinde bir çalışmaya vakıf olamadı.

Ancak şimdilik, bilinen beş duyumuzun mükemmelliğinden bahsedebiliriz ve tabi ki sadece en çok bilinen beşinden değil. Çünkü hepsi birlikte çalışmadıkça mutlu, sağlıklı ve en önemlisi yaşayan insanlar olamazdık.

Kaynak: https://www.discovermagazine.com/mind/you-know-the-five-human-senses-heres-four-you-dont

Çeviren: Beyza Zeynep Kurt

Beyza Zeynep Kurt



Hakkımızda

Bilimya sitesi, İbni Sina Sağlık Derneği’nin öncülüğünde kurulmuş bir popüler bilim sitesidir. Sitemizde paylaşılmış tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki hiçbir yazı kaynak belirtmeksizin başka bir platformda paylaşılamaz.



Bizi Takip Edin


@2020 Tüm Hakları Gizlidir.